İçeriğe geç

Geri zekalı demek suç mu ?

“Geri zekalı demek suç mu?” — Tarihsel Bir Perspektiften Dil, Değerler ve Toplumsal Dönüşüm

Geçmişi anlamak, bugünümüzü yorumlamanın en sağlam yoludur. İnsanların dilsel tercihleri, bir bütün olarak toplumsal değerlerin, normların ve güç ilişkilerinin aynasıdır. “Geri zekalı demek suç mu?” sorusu, sadece hukuki bir nokta değil; tarih boyunca zihinsel farklılıklar, saygı, aidiyet ve ayrımcılık hakkında süregelen bir tartışmanın ürünüdür. Bu yazı, kronolojik bir bakışla dilin toplum içindeki rolünü, kelimelerin yüklediği anlamları ve tarihsel kırılma noktalarını bağlamsal analiz ile değerlendirecek, okurların hem geçmişi hem bugünü sorgulamasına davet edecek.

Antik Dünyada Bilişsel Farklılıklara Bakış

Eski uygarlıklarda zihinsel farklılıklar kavramı bugünkü gibi değildi. Antik Mezopotamya’da engelliler bazen dini bağlamlarda yer alırken, Antik Yunan’da da farklı fiziksel ve zihinsel durumlara dair kayıtlar bulunur; bu toplumlarda “deforme” veya “alışılmadık” bireyler çeşitli roller üstlenmişlerdir. Bu bağlamda o dönemin dilinde belirgin bir aşağılamadan çok bir çeşitlilik kavrayışı görülür. ([Vikipedi][1])

Bununla birlikte “akıl”, “zeka” gibi kavramların netleşmesi için yüzlerce yıl geçmesi gerekiyordu. Bu, kelimelerin anlamlarının zaman içinde nasıl evrildiğini anlamak açısından önemli bir başlangıçtır.

19. ve 20. Yüzyıl: Tıbbi Terminolojinin Yükselişi

Sanayileşme ve modern bilimin gelişimiyle birlikte zihinsel farklılıklar tıbbi sınıflandırmalara tabi tutulmaya başlandı. 19. yüzyılda “retard” (engellemek, geciktirmek) fiili bilimsel terminolojide kullanıldı ve “mentally retarded” gibi ifadeler, zihinsel gelişimi gecikmiş bireyleri tanımlamak amacıyla tıbbi literatüre girdi. Bu kelime, başlangıçta nötr bir tanımlama aracıydı — tıpkı dönemin “idiot”, “moron”, “imbecile” gibi terimleri gibi. ([Vikipedi][2])

Bilimin Kelimeleri: Nötrden Etiketleyiciye

Daha da ilginç olan, bu terimlerin zamanla nötr olmaktan çıktığıdır. Halk arasında yaygınlaşan kullanımları, bu kavramların tıbbi sınırlarını aşarak küçültücü hakaretlere dönüşmesine neden oldu. Bu süreç psikolingvistlerin “euphemism treadmill” — yani bir kelimenin nötrken zamanla pejoratif hale gelmesi — olarak adlandırdığı döngüye işaret eder. ([Vikipedi][2])

Bu dönemde zihinsel farklıklar, çoğu zaman toplum tarafından dışlanan ve damgalanan bir kategoriye indirgeniyordu. “Retard” terimi bu bağlamda, sınırları bilimsel terminolojiden çıkarak günlük yaşamda küçümseyici bir hakaret olarak yer buldu.

Hukuki ve Sosyal Dönüşümler: Hakaret, İnsan Hakları ve Dilde Değişim

20. yüzyılın ortalarından itibaren insan hakları ilkeleri, dilin gücünü yeniden sorgulamamıza yol açtı. 1948 Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, tüm insanların onur ve haklara eşit sahip olduğunu ilan etti. Bu, dilin saygı ve onur bağlamında yeniden düşünülmesini tetikledi. ([ScienceAlert][3])

Öte yandan hukuki düzenlemeler de dilin sınırlarını tartışmaya açtı. Örneğin Türkiye’de “geri zekalı” gibi aşağılama potansiyeli taşıyan ifadeler, karşı tarafa yönelik yapılan küçültücü söylemler arasında değerlendirilir ve Yargıtay bu tür ifadelerin hakaret suçunu oluşturabileceğine dair kararlar vermiştir. Bu durumda kişi onur, şeref ve saygınlığına yönelik saldırıda bulunmuş sayılabilir; ceza hukuku kapsamında yaptırımlar uygulanabilir. ([Avukat Serhan Cantaş – Ankara Avukat -][4])

Türkiye’de İçtihat: Yargıtay Kararları

Yargıtay’ın çeşitli kararlarında, özellikle bir kimseye “geri zekalı” gibi aşağılayıcı ifadelerle hitap edilmesinin hakaret suçunu oluşturduğu vurgulanmıştır. Bu tür ifadeler sosyo-kültürel bağlamda onur kırıcı kabul edilir ve tüketici haklarına zarar verebilir. ([Avukat Serhan Cantaş – Ankara Avukat -][4])

Bu hukuki yaklaşım, dili sadece sözlük anlamıyla değil; toplumsal ilişkiler ve bireylerin onuru açısından da değerlendirmenin önemini gösterir.

Dilin Evrimi: Tıbbi Terimden Pejoratif Kullanıma

20. yüzyılın ortalarından sonra, özellikle 1960’lardan itibaren tıp ve eğitim alanında kullanılan zihinsel farklılık terimleri yeniden gözden geçirildi. “Mental retardation” gibi ifadeler, hassasiyet ve kötü niyetli kullanım nedeniyle giderek itibar kaybetti. Bu yüzden Rosa’s Law gibi yasal düzenlemelerle ABD federal yasalarından bu terim çıkarılarak “intellectual disability” ya da “individual with an intellectual disability” gibi daha saygılı ifadeler tercih edildi. ([Vikipedi][5])

Bu dönüşüm sadece terminolojik değil, aynı zamanda sosyal bir bilinç değişikliğinin göstergesidir: bireyin tanımında insan odaklı, onura saygılı bir dil seçme çabasıdır.

Günümüzün Tartışmaları: İnternet, Popüler Kültür ve Kelimelerin Yeniden Yükselişi

Yakın zamanda sosyal medya ve popüler kültürde “r‑word” olarak adlandırılan kavramın yeniden yaygınlaşması, tartışmaları yeniden alevlendirdi. Bu terimin, özellikle çevrimiçi ortamlarda, küçümseyici ve ayrımcı biçimde kullanılması, disability rights (engellilik hakları) savunucuları tarafından eleştiriliyor. ([SpecialOlympics.org][6])

Bu tekrar yükseliş, dilin salt bir iletişim aracı olmadığını, aynı zamanda sosyal normlar ve güç ilişkileriyle iç içe olduğunu gösteriyor. Kelimelerin yeniden canlanması, geçmişten gelen damgaların tekrar gündeme taşınması anlamına gelebilir; bu da tarihsel bağlamı anlamanın neden önemli olduğunu bir kez daha hatırlatır.

Dilin Etkileri: Bireyler ve Toplum

Bir kelimeyi kullanmak, sadece sözlük anlamına başvurmak değildir; aynı zamanda o kelimenin tarihsel yüklerini, sömürgeci, ayrımcı, küçültücü bağlamlarını da taşımaktır. Bugün toplumsal duyarlılık arttıkça, dilde saygı ve kapsayıcılık arayışı da yükselmektedir. Bu, sadece hukuki yaptırımlarla sınırlı değildir; aynı zamanda kültürel normlar ve toplumsal etkileşimler yoluyla şekillenir.

Bu yüzden tarihsel perspektiften baktığımızda, “geri zekalı” gibi ifadelerin zamanla nasıl saldırgan, küçümseyici kelimelere dönüştüğünü görmek, bugün bu tür terimlere duyulan hassasiyeti anlamakta önemli bir rol oynar.

Tartışmaya Açık Sorular

– Bir kelimenin tarihsel bağlamı, bugünkü kullanımı üzerinde ne kadar belirleyici olmalıdır?

– Hukuk dili ile toplumsal dil arasında nasıl bir gerilim vardır ve bu gerilim dili kim şekillendirir?

– Dilde saygı arayışı, ifade özgürlüğü ile nasıl dengelenmelidir?

Bu sorular, sadece kelime anlamı üzerine değil, dilin tarihsel dönüşümü ile toplumsal değerler arasındaki ilişkileri sorgulamamıza yardımcı olur.

Sonuç: Dil, Tarih ve Toplumsal Sorumluluk

“Geri zekalı demek suç mu?” sorusunun yanıtı, sadece hukuk metinlerine bakılarak verilemez. Bu sorunun cevabı tarih boyunca dilin nasıl değiştiği, kelimelerin tıbbi, sosyal ve ayrımcı roller üstlenmesiyle birlikte evrildiği bağlamlarda aranmalıdır. Hukuk bunun bir boyutunu düzenlerken, toplumun vicdani ve insani duyarlılığı da dilin evrimindeki yerini korur.

Bu nedenle geçmişi anlamadan bugünü doğru yorumlamak mümkün değildir. Dillerimizdeki kavramların tarihi ve taşıdığı yükler, sadece bir kelimenin yüzeysel anlamını değil, toplumsal ilişkilerin, bireylerin onurunun ve kapsayıcılığın nasıl şekillendiğini de açığa çıkarır. Bu yüzden tarihle ve dilin evrimiyle yüzleşmek, daha saygılı ve bilinçli bir toplum için kritik önemdedir.

[1]: “Disability”

[2]: “Retard (pejorative)”

[3]: “This Is Why It’s So Bad to Call People \”Retards\” – ScienceAlert”

[4]: “Gerizekalı Hakaret Midir? – Ankara Avukat Serhan Cantaş”

[5]: “Rosa’s Law”

[6]: “Why the R-Word Is the R-Slur – SpecialOlympics.org”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
ilbet giriş